Washington
Post, Demokrat Parti başkan adayı Barack Obama’nın Irak’tan
çekilme konusunda bir takvim belirlenmesini savunduğunu hatırlatıyor. Ancak
gazete, Obama’nın iki yıl önce açıkladığı bu politikasını, değişen şartlara
göre gözden geçirmesinin şart olduğunu savunuyor:
“Obama’nın bu politikasını açıklamasından bu
yana 19 ay geçti. Bu süre içinde Irak’taki durum büyük ölçüde değişti. Şiddet
olayları yüzde 75 oranında azaldı. Irak hükümeti ve ordusu ülkenin büyük bir
kısmında denetimi sağladı. Ancak Obama bütün bunlara rağmen tavrını
değiştirmedi. Hala Amerikan askerlerinin,
önceden belirlenecek bir takvime göre mümkün olan en hızlı biçimde çekilmesini
savunuyor. Obama, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’ye, seçimden önce Irak’a
gideceğini açıkladı. Bu ziyaret, Obama’nın artık geçersiz olan Irak
politikasını değiştirmesi açısından olumlu bir adım olacaktır.”
Christian
Science Monitor ise Barack Obama ile Cumhuriyetçi başkan adayı John
McCain’in Anayasa Mahkemesi'nin Guantanamo Üssü'ndeki tutsaklara ilişkin kararına tepkilerini yanlış ve eksik buluyor:
"McCain ve güvenliğe öncelik veren diğer
muhafazakarlar, özünde radikal İslam’la bir fikir mücadelesi olan bu savaşta,
anayasadan istedikleri paragrafları çekerek cımbızlama yapamayacaklarını
anlamalıdır. Tutsakların birçoğunun masum bulunarak serbest bırakıldığını
unutmamak gerekir. Obama da, yargıçların tehlikeli bir tutsağı serbest
bırakmayacağı konusunda güvence veremez. Amerikan
ordusu bile 30 tutsağı yanlışlıkla bıraktı ve bu kişiler Amerika ile
müttefiklerine karşı savaşa devam etti. Obama, Amerika’nın temel düşüncelerine
bağlı kalmasının can kaybına yol açabileceğini itiraf etseydi, daha dürüst
davranmış olurdu.”
Los Angeles Times, Avrupa
Birliği’nin, İran’ı nükleer programından vazgeçirmek için yıllardır harcadığı
diplomatik çabaların sonuç vermemesi üzerine, sert mali yaptırımları gündemine
aldığını yazıyor. Gazete, Avrupa Birliği’nin bu politika değişikliğinde,
Uluslararası Atom Enerjisi Dairesi’nin son raporunun etkili olduğunu
vurguluyor:
“İngiltere ile
Avrupa Birliği’nin bu tavır değişikliğine rağmen, İran nükleer bomba yapma
çalışmalarına devam edebilir. Rusya ve Çin, Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi’nden daha sert kararlar çıkmasını engelleyebilir.
Batılı güçler, bu tür bir engellemenin siyasi maliyetini artırmak için birlikte
çaba göstermelidir. Eğer İran Avrupa ile
Amerika’yı bölmeyi başaramazsa, bölgesel güç olabilmek için nükleer silah
kullanması daha da zorlaşacaktır.”Boston
Globe, Pakistan’ın nükleer bombasının babası olarak bilinen
Abdülkadir Han’ın, bomba yapımıyla ilgili bilgileri başka ülkelere de aktardığı
yönündeki şüphelerin yoğunlaştığını bildiriyor. Gazete, Pakistan hükümetine Abdülkadir Han’ın Uluslararası Atom
Enerjisi Dairesi tarafından
sorgulanmasına izin vermesi çağrısında bulunuyor:
“Pakistan, Abdülkadir Han’ın kendi ülkesinin
ordusundan aldığı veya çaldığı nükleer bilgilerin müşterilerinin kimler olduğu
konusunda sorgulanması için denetçilere izin vermelidir. Müşerref’in asıl amacı, Han’ın sessiz kalmasını sağlamaktı. Yeni sivil
yönetim ise, Han’ın ve işbirlikçilerinin nükleer bilgilerin ticareti konusunda
bildiklerini anlatmaya zorlamalıdır. Eğer Pakistan bunu yapmazsa, dünyanın
en sorumsuz yasadışı devletlerinden birisi olacaktır.”