Washington
Post'ta yer alan ve Aliza Marcus ile Andrew Apostolu imzasını taşıyan
makalede Adalet ve Kalkınma Partisi'ne açılan kapatma davası, demokrasiye
yönelik bir saldırı olarak yorumlanıyor. Makalede, Amerika'nın bu saldırıya
sessiz kalması eleştiriliyor:
Daha önce Türkiye'yi Müslüman ülkeler
açısından bir örnek olarak gösteren Amerikalı yetkililer, şimdi bu hukuk
komedisini açıkça kınamaktan çekiniyor. Amerika, birçok Türk'ün de katıldığı,
'başsavcının askerin de desteğiyle yargı darbesi yapmaya çalıştığı' düşüncesini
yüksek sesle ifade etmeyi reddediyor. Türkiye'de demokrasi sınavını veremeyen
taraf, laikliği savunanlardır. İslamcılığın AKP kolu, demokratik kurallar
içinde hareket ediyor. Eğer Amerika Müslüman ülkelerde demokrasiyi desteklemek
konusunda ciddi ise, Türkiye'de demokratik yollarla seçilmiş hükümetten yana
taraf olmalıdır.
New York Times Bush yönetiminin, Avrupa
Birliği'nin İran'la yapacağı görüşmelere bir temsilci yollama kararını
destekliyor. Gazete, yönetimin yedi yıldır izlediği İran'ı dışlama ve tehdit
etme politikasından vazgeçerek, diplomatik yöntemleri denemeye karar vermesinin
olumlu bir gelişme olduğunu savunuyor:
Çok geç atılmış bir adım olsa da, Bush'un
ve dışişleri bakanı Rice'ın, yedi yıl boyunca uygulanan 'Amerika'nın
düşmanlarını izole etme veya onlara saldırma' politikasının başarısızlığından
ders almış olduklarını umuyoruz. Amerika, masaya bile oturmayı reddettiği
sürece önemli uluslararası sorunları çözme ihtimali çok düşük olacaktır. Bush
yönetiminin William Burns'ı Avrupa Birliği heyetinin İran'la yapacağı
görüşmelere dahil etmesi, Tahran'a sunulacak paketin daha inandırıcı olmasını
sağlayacaktır. Bu adım ayrıca İran'a yönelik diplomatik baskıların artmasını da
yeniden gündeme getirecektir. Eğer İran inatçılığını sürdürürse, bu kez Rusya
ve Çin'in yeni yaptırımlara itiraz etmesi de zorlaşacaktır.
Boston
Globe Hizbullah'ın İsrail'le yaptığı esir değişimi sonrasındaki zafer
havasını eleştiriyor. Gazete, İsrail'in serbest bıraktığı esirlerden Samir
Kantar'ın aralarında dört yaşında bir çocuğun da bulunduğu dört kişiyi
öldürmekten hüküm giydiğini hatırlatıyor:
Hizbullah'ın zafer gösterileri siyasi bir
amaca hizmet ediyor. Bu gösteriler, Hizbullah'ın Lübnan'da ve tüm Ortadoğu'da
prestijini artırıyor. Ancak bütün bu taktik ve siyasi hesapların ötesinde,
Samir Kantar'ın serbest bırakılmasının kutlanmasında mide bulandırıcı bir şey
var. Tüm savaşlar insanlık dışıdır, ama tüm savaşçılar insanlıklarını
kaybetmezler.
Christian
Science Monitor Pekin Olimpiyatları yaklaşırken, Çin'in hala insan hakları
ve dış politika konusunda olumlu adımlar atmadığını vurguluyor. Gazete, bu
nedenle olimpiyatların, Çin hükümetinin istediği ölçüde bir halkla ilişkiler
kampanyasına dönüşmesinin zor olduğunu yazıyor:
2008 Olimpiyatları, tıpkı Hitler'in Nazi düşüncesini
öne çıkartmayı amaçladığı ancak siyah atlet Jesse Owens'ın altın madalyayı
kazandığı 1936 olimpiyatları gibi ters tepebilir. Ancak yine de Pekin
Olimpiyatları, Sovyetler Birliği'nde Afganistan işgali sonrasında yapılan 1980
Moskova Olimpiyatları gibi geniş çaplı bir boykota uğramayabilir. Hem Nazi
Almanyası hem de Sovyetler Birliği, bu olimpiyatlardan kısa bir süre sonra
yıkılmıştı. Çin için 1988 Seul Olimpiyatları daha iyi bir model olabilir. Seul
Olimpiyatları öncesinde Güney Kore halkı ayaklanmış ve diktatörlüğü yıkmıştı.
Seul Olimpiyatları, olimpiyat anlayışına da uygun olarak insanlığı mükemmelliğe
taşıyacak bir örnek oluşturuyor.