USA Today Demokrat başkan adayı Barack
Obama'nın Berlin'deki konuşmasının 200 bin kişi tarafından coşkuyla
dinlenmesinin önemli bir olay olduğunu belirtiyor. Ancak gazete, dış politikada
başarı için sadece hitabet becerisinin yetmeyeceğini vurguluyor:
Amerikalı seçmenler için önemli olan hangi
adayın daha iyi konuştuğu veya yurtdışında daha popüler olduğu değil,
hangisinin öngörülebilir veya öngörülemez dış politika sorunlarını daha iyi
çözebileceğidir. İletişim kurma becerisi elbette önemlidir ancak muhakeme
yeteneği, bilgi birikimi ve danışmanlarının zekası çok daha önemlidir. Yeni
başkanın Beyaz Saray'a yerleşmesinden sonra karşılaşacağı sorunlar, kitleleri
coşturma ve medyada öne çıkma becerisinden daha fazlasını gerektirecektir.
Berlin konuşması güzel bir gösteriydi ama yeni başkanı dış politikada çok daha
zor görevler bekliyor.
Christian Science
Monitor Küba'daki Guantanamo üssünde bulunan tutsak
kampının kapatılmasının hiç de kolay olmayacağı görüşünde. Gazete, bunun için
önce Guantanamo'daki zanlıların ne olacağı ve bundan sonra yakalanacak
zanlıların nerede tutulacağı gibi soruların cevaplandırılması gerektiğini
savunuyor:
Tutukluları kendi ülkelerine göndermek,
işkence görecekleri endişesi veya yeniden terör eylemlerin kalkışacakları
korkusundan dolayı mümkün görünmüyor. Eğer Guantanamo kapatılırsa, Amerika'nın
şu ana kadar tutukluları kabul etmek istemeyen müttefiklerinin ve üçüncü
ülkelerin desteğine ihtiyacı olacak. Buna rağmen, yargılanması gereken
tutukluların nereye konacağı sorusu da önemini koruyor. Amerikan'daki askeri
hapishaneler bir çözüm olabilir ama hiç kuşkusuz o bölgelerde yaşayanlar buna
karşı çıkacaktır. Yeni yönetim, Afganistan veya Irak'ta yeni Guantanamolar
oluşturmamak konusunda da dikkatli olmalıdır. Özgürlük ve güvenlik arasındaki
hassas dengede doğru adımlar atabilme becerisini göstermelidir.
New
York Times Dünya Ticaret Örgütü'nün 2001 yılında başlattığı Doha
görüşmelerinin bir sonuca ulaşmadan bitme riskiyle karşı karşıya olduğunu
hatırlatıyor. Gazete, küresel ekonominin ciddi sorunlar yaşadığı bir dönemde
böyle bir gelişmenin olumsuz sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuyor:
Doha görüşmelerinin çökmesi, dünyanın küresel
ekonomik anlaşmazlıkların çözümünde inandırıcı bir yapıya ihtiyaç duyduğu bir
dönemde Dünya ticaret Örgütü'nün prestijine de darbe vuracaktır. Eğer dünyanın
en zengin ülkeleri, korumacı anlayışlarından vazgeçmezse bundan en büyük zararı
yoksul ülkeler görecektir. Ancak, bu gelişmenin küresel ekonomiye vereceği
zarardan, zengin ülkeler de dahil olmak üzere hiç kimse kurtulamayacaktır.
Washington
Times Rusya'da Dimitri Medvedev'in devlet başkanı olmasıyla dış politikada
bir değişiklik yaşanmadığını belirtiyor. Yapılan yorumda, Kremlin'in
Amerika'nın belirleyici olduğu tek kutuplu dünya düzenine karşı, Sovyetler Birliği
dönemindeki gücüne kavuşmak istediği vurgulanıyor:
Rusya'nın uluslararası alanda eski görkemli
günlerine dönmesi kendi başına bir sorun oluşturmuyor. Avrupa, önde gelen
ülkeler arasındaki denge döneminde onlarca yıl süren bir barış dönemi yaşamıştı.
Ortak bazı hedeflere ulaşabilmek açısından Amerika, Rusya'nın güçlenmesini
memnuniyetle bile karşılar. Ancak, Rusya'nın en yakın komşuları Kremlin'e
güvenmiyor. Tek kutuplu bir dünyada yaşıyor olmamızın en önemli nedeni
Amerika'nın dünya hegemonyası peşinde koşması değil, birçok ülkenin diğer
alternatifleri değil de Amerika'nın korumasını tercih etmesidir.