New York Times Cumhuriyetçi Parti
Kurultayında başta başkan adayı John McCain olmak üzere konuşmacıların kendi
politikalarını yeterince anlatmadığını belirtiyor. Gazete, Kurultayda Demokrat
aday Barack Obama'nın sözlerinin çarpıtılarak eleştirildiğini kaydediyor:
McCain, yaptığı konuşmada, hükümetin
yeniden vatandaşlar için çalışmaya başlamasını sağlayacağını söyledi. Başkan
Bush da seçim kampanyalarında partiler üstü bir anlayış sergileyeceğini
söylemişti ama en partizan, en bölücü biçimde ülkeyi yönetti. Kurultayda iki
farklı tavır sergileyen McCain'e seçildiği takdirde hangi tavrının öne
çıkacağını sormak, Amerikalıların en doğal hakkıdır. Umarız McCain, bu soruya
Obama'nın vatanseverliğine yönelik saldırılara bir son vererek ve ciddi, medeni
bir tartışma başlatarak karşılık verir.
USA
Today Cumhuriyetçi Parti kurultayında değişim sloganının öne çıktığını
yazıyor. Ancak gazete, Beyaz Saray'da sekiz yıldır, Kongrede ise son 14 yılın
büyük bir kısmında Cumhuriyetçilerin iktidar olduğunu hatırlatıyor:
Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti
kurultaylarını birlikte ele aldığımızda, 2008 seçim kampanyasının alışıldık
muhafazakar-liberal, kutuplaşması ekseninde şekilleneceğini görüyoruz. Tamamen
değişim ve farklılık sloganına dayanan bir seçimin, geçmişteki seçimlerle aynı
paralellikte yürümesi utanç verici. McCain, Kurultay delegelerine tıpkı
rakibi Obama gibi "değişim geliyor" diye seslendi. Ancak adaylardan biri
gerçekten bir değişim sağlayacaksa bile, bunun nasıl gerçekleşeceğini hala
görebilmiş değiliz.
Washington
Post Irak'ta bir zamanlar El Kaide'nin kalesi sayılan Anbar'da denetimin
Irak hükümetine devredilmesini, savaşta kazanılmış önemli bir başarı olarak
yorumluyor. Gazete, bu başarıda başkan Bush'un Irak'taki asker sayısını artırma
kararının belirleyici olduğunu vurguluyor:
İki yıl önce Anbar'daki tehlikeye dikkat
çeken uzmanlar, şimdi Irak'taki Şii yönetimin eski Sünni militanlara yönelik
düşmanca tavrının sürmesi veya siyasi uzlaşma çabalarının sonuçsuz kalması
durumunda bölgede çatışmaların yeniden başlayabileceği uyarısında bulunuyor. Bu
elbette ki önemli bir tehlikedir ama bölgedeki Amerikan birliklerinin denetim
görevi sürdüğü sürece, başa çıkılabilir bir durumdur. Bu nedenle, Bush yönetimi
Şii hükümetin Amerikan birliklerinin Irak'tan hızla çekilmesi yönündeki
talebine direnerek doğru bir iş yapıyor. Bush'un yerine gelecek olan yeni
başkan sadece Irak'tan sorumlu bir şekilde çekilme görevini değil, Anbar'da
zorlukla elde edilmiş kazanımları koruma görevini de devralacak.
Christian
Science Monitor Başbakan Erdoğan'ın da katıldığı dörtlü zirve için Şam'a
giden Fransa cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy'nin Suriye-İsrail dolaylı barış
görüşmelerinde devreye girmeye hazırlandığını yazıyor. Gazete, böyle bir
anlaşmanın bölgedeki dengeleri ciddi biçimde değiştireceğini de ekliyor:
İsrail ile Suriye arasında imzalanacak bir
barış anlaşması İsrail'in kuzeyinde savaş tehdidini ortadan kaldıracağı gibi
Hizbullah'la çatışmaların alevlenmesi ihtimalini de azaltacaktır. İran'ın
Lübnan ve Filistin'deki nüfuzunun artmasından kaygılanan İsrail, Suriye ile
kurulacak diplomatik ve ekonomik bağların Tahran'ın bölgedeki etkisini de
azaltacağını düşünüyor. Haaretz gazetesinden Ari Shavit'in yazdığı gibi "böyle
bir anlaşma Hizbullah'ı tecrit edecek, Hamas'ın durumunu zorlaştıracak, İran'ı
tehdit edecek ve ılımlı Sünniler'e güç katacaktır".