Christian
Science Monitor Orhan Pamuk’un
Masumiyet Müzesi adlı kitabıyla ilgili bir röportaja yer veriyor. Pamuk,
röportajda Türkiye’deki siyasi ve sosyal gelişmeleri şöyle yorumluyor:“Türk aydınları, mevcut
siyasi durumu, İstanbul burjuvazisinin Anadolu burjuvaziyle çatışması olarak
görüyor.. Bu bir ölçüde doğru, ama ben yaşananlara toplumsal değil vicdani
açıdan bakıyorum. Bugün olanlar, daha açık, daha özgür, daha demokratik ve daha
eşitlikçi bir toplumun, eski muhafazakâr modernizm ile çatışmasıdır. Batı
yanlısı eski tutucu aydınların kendi sorunlarını çözebilmeleri için, bütün
ülkeye daha fazla ifade özgürlüğü ve daha fazla demokrasi verilmesi düşüncesini
kabullenmesi gerekir. Benim açımdan Türkiye’deki asıl sorun siyasi kültürün hoşgörüsüzlüğüdür.Bu sadece laik kesim için değil Anadolulu
İslamcılar için de geçerli.”
 |
Boston Globe Fort Hood askeri üssünde 13 kişiyi öldüren Binbaşı Nidal Malik Hasan’ın İslamcı
militanlarla ilişki kurmasının göz ardı edildiğini savunuyor. Gazete, Hasan’ın
mesleki açıdan yetersiz olduğunu da öne sürüyor:“Amerika’nın İslamiyet’e
değil, teröre savaş açtığı konusunda Müslümanları ikna etmeye çalıştığı bir
dönemde yetkililer, sırf Müslüman olduğu için Binbaşı Hasan’a karşı bir önlem
almaktan çekinmiş olabilirler. İki ayrı savaşın yol açtığı sıkıntıları yaşayan
ordunun, askerlerin psikolojik ihtiyaçlarını karşılayabilmek için her psikiyatriste
ihtiyaç duyması da gereken önlemlerin alınmamasında etkili olmuş olabilir.
Böyle bir gerekçe belki mazur görülebilir ancak siyasi gerekçelerin mazur görülecek
bir tarafı yok. Askerlikte de, sağlık hizmetlerinde de meslektaşların
birbirlerini kayırmasına sık rastlanır. Ancak Hasan’ın böyle bir iltiması hak
etmediği ortada.”
 |
Los Angeles Times yabancı ülkelere
yapılan yardımların Amerika’nın güvenliği açısından büyük önem taşıdığını ancak
bu yardımların hala Soğuk Savaş koşullarına göre yapıldığını ileri sürüyor:“Yabancı ülkelerdeki yoksulluk, açlık ve
hastalık gibi sorunlar, istikrarsızlığa, huzursuzluğa ve teröre yol açıyor. Bu
da Amerika’nın çıkarlarını ve Amerikalıları tehdit ediyor. İşte bu nedenle, dış
yardımlar, askeri kuvvetten sonra Amerika’nın en önemli savunma yöntemini
oluşturuyor. Ancak kalkınma yardımlarıyla ilgili kararlar, 25 ayrı kurum
tarafından veriliyor. Bu kurumlar arasında güçlü bir koordinasyon bulunmuyor.
Ayrıca, genel bir siyasi yönlendirme eksikliği yaşanıyor. Dolayısıyla yardımlar
bazen iki kere yapılıyor ve önceliklerin belirlenmesinde hatalar yapılıyor. Hedeflerdeki
bu belirsizliğe ek olarak, geçen yıl 26 milyar doları bulan kalkınma
yardımlarının ne ölçüde amacına ulaştığını denetleyecek bir sistem de
bulunmuyor.”
 |
USA Today gazetesi kaçak göçmenlerin de sağlık sigortası kapsamına alınması çağrısında bulunuyor.
Gazete, bunun toplum sağlığını da ilgilendiren bir konu olduğu görüşünde:“Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen
sağlık reformu tasarısı ile Senato gündemindeki tasarı arasında önemli bir fark
var. Temsilciler Meclisi, kaçak göçmenlerin kendi paralarıyla sağlık
sigortasına dahil olmalarına olanak tanıyor. Ancak Senato’nun Mali İşler Komisyonu’nda kabul
edilen tasarıda böyle
bir madde yok.
Temsilciler Meclisi’nin yaklaşımı sadece kaçak göçmenler için değil
bütün
toplum açısından daha sağlıklı bir yaklaşım. Ayrıca kaçak göçmenlerin
ödeyecekleri primler, herkes için maliyetleri de düşürecektir.”