Washington Post Türkiye ile Ermenistan protokolünün imza
töreninde yaşanan krizin Dışişleri Bakanı Clinton’ın yardımıyla
aşıldığını yazıyor. Ancak gazete protokolün hayata geçmesinin hiç de
kolay olmadığını vurguluyor:
“Soykırım konusu ve Amerika’daki bazı
Ermeni gruplarının bu konuda anlaşmaya yanaşmaması hala protokolün
uygulanmasına bir tehdit oluşturuyor. Tarihteki katliamların
araştırılması için ortak bir komisyon kurulmasına karşı bir direniş
var. Diğer yandan Ermenistan’ın Dağlık Karabağ ile etrafındaki Azeri
topraklarını işgali, protokolün hayata geçmesinde daha büyük bir engel
oluşturabilir. Başbakan Erdoğan, Ermenistan en azından Azerbaycan
topraklarından kısmi olarak çekilmediği sürece anlaşmanın
uygulanmayacağını söyledi. Bu, Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan için
atılması zor bir adım. Bu noktada Sarkisyan’ın ciddi ölçüde
uluslararası desteğe ihtiyacı var. Bu da Bayan Clinton’ın daha fazla
çalışması anlamına geliyor.”
New York Times Türkiye ile Suriye
arasında vizenin kalkmasını iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin
başlangıcı olarak görüyor. Gazete, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yaşanan
gerginliğe de dikkat çekiyor:
“Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet
Davutoğlu, iki ülkenin 10 gün içinde eylem planına dönüşecek yaklaşık
40 protokol ve anlaşma üzerinde çalıştığını açıkladı. Savunma
Bakanları, ay sonuna kadar en az üç projenin taslağını hazırlama
konusunda anlaştı. Enerji yetkilileri, Arap ve Türk boru hatlarını 18
ay içinde birbirine bağlayacak bir doğalgaz projesi üzerinde uzlaşmaya
vardı. Uzmanlara göre, Suriye açısından Avrupa Birliği üyeliğine aday
olan Türkiye ile işbirliği, bu ülkenin Amerika ve Avrupa’daki itibarını
yükseltebilir. Türkiye de bir yandan Suriye’nin uluslararası topluma
katılmasını sağlarken, bir yandan da Ortadoğu’daki arabulucu konumunu
güçlendirebilir.”
Christian Science Monitor gazetesi sağlık reformu
tasarısının Senato Maliye Komisyonu’nda onaylanmasını önemli bir aşama
olarak görüyor. Ancak gazete, sağlık reformunun yasalaşmasının önünde
ciddi engeller bulunduğunu belirtiyor:
“Kongre Araştırma Servisi’ne
göre, orta ve üst gelir düzeyindekilere sağlık sigortası alma
zorunluluğu, önümüzdeki yılların en fazla tartışılan konularından biri
olmaya devam edecek. Ancak bu zorunluluk olmadan da, Obama’nın sağlık
reformu planı tamamen anlamını yitirecek. Reformun maliyetinin, genç ve
sağlıklı insanların da sigorta almak zorunda bırakılmasıyla
karşılanması düşünülüyor. 1990’lı yıllarda Clinton’ın gündeme getirdiği
reform planı, benzer bir zorunluluk yüzünden hayata geçirilememişti.
Oysa, herkese sağlık hizmeti sağlanması için, insanları sağlık
sigortası almaya zorlamanın dışında da yollar var.”
USA Today
Cumhuriyetçi Parti’nin her konuda uzlaşmaz bir tavra girmesini
sorumsuzluk olarak görüyor. Ancak gazete, gelecek yıl yapılacak
seçimler için aday olan Cumhuriyetçilerin daha gerçekçi bir tavır
takındığını da ekliyor:
“Amerika’nın, ılımlı unsurlar içeren iki
rakip ideolojik partiye ihtiyacı olduğunu her zaman dile getirdik.
Ancak şimdi bu ihtiyaç daha da artmış durumda. Bütçe açığı, göç, eğitim
gibi konularda partiler üstü çözümleri kabul edecek siyasi liderler
olmadan, yaşanan ekonomik çöküşten kurtulmak mümkün değil. Bazı
muhafazakâr gruplar, Cumhuriyetçi Parti’nin yeniden güç kazanması için
ideolojik netliği savunuyor ve çatışmayı körüklüyor. Ancak bu yaklaşım,
partinin tabanını geliştirmesinin ve ülkenin liderliğini üstlenecek
duruma gelmesinin önünde bir engel oluşturuyor.”