Washington
Post Pittsburgh'daki 20'ler
Grubu zirvesini, uzun vadeli küresel bir ekonomik strateji belirlenmesi
açısından önemli bir fırsat olarak görüyor. Gazete, özellikle Amerika ile diğer
ülkeler arasındaki ticaret dengesizliğine dikkat çekiyor:
"Almanya, Japonya ve Çin yıllar boyunca tükettiğinden daha fazlasını üreterek Amerika'ya sattı. Petrol ihraç eden ülkelerin de Amerika ile ticaretlerinde benzer bir dengesizlik oluştu. Elbette, küresel büyüme stratejilerinde ani bir değişiklik mümkün olsa bile, yarardan çok zarar getirebilir. Ancak yine de aşamalı bir değişim için, küresel ticaretteki dengesizliklerin izlenmesini sağlayacak bir sistem oluşturulabilir. IMF böyle bir görev üstlenebilir. Elbette Washington açısından bakıldığında asıl mesele, elinde yüklü miktarlarda dolar bulunan Çin gibi ülkelerin daha yüksek faiz istemesinin önünü kesebilecek bir mali sistem oluşturulmasıdır. Obama bu konuda şimdiye kadar yeterince belirgin bir politika oluşturmadı. Obama'nın G-20 zirvesi sırasında bu konuda da daha ciddi bir çaba harcaması gerekiyor."
Los Angeles Times ise Obama'nın koruyucu politikalarının G-20 üyeleri tarafından tepkiyle karşılandığını hatırlatıyor ve Başkan'dan serbest ticaret kurallarına uygun davranmasını istiyor:
"Böyle giderse, ticaret savaşları
kaçınılmaz hale gelecek. Geçmişte Bush, Rus çeliğine gümrük vergisi uygulasa
da, izlediği politika genel hatlarıyla serbest ticareti destekliyordu. Obama
ise şu ana kadar tutarsız bir politika izledi. Kolombiya, Güney Kore ve Panama
ile yapılan serbest ticaret anlaşmaları hala Kongre'de onay bekliyor. Meksika
kamyonları Amerika'nın birçok karayolunu kullanamıyor. 787 milyar dolarlık
ekonomik teşvik paketinde Amerikan malı kullanılmasını öngören hükümler, bütün
dünyanın tepkisini çekiyor. G-20 zirvesi, Obama'nın bu konulardaki tavrını
netleştirmesi ve müttefiklerine Amerika'nın serbest piyasa ekonomisinden yana
olduğunu göstermesi açısından önemli bir fırsattır."
New York Times gazetesi Obama'nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasını Amerika'nın dünyadaki imajını düzeltmeye yönelik bir çaba olarak değerlendiriyor:
"Obama'nın konuşmasında abartılı ifadeler
ve tehditler yer almıyordu. Buna rağmen hem diğer ülkelerden daha fazla
sorumluluk üstlenmelerini istemeyi, hem de Amerika'nın küresel konularda daha
fazla çaba harcayacağını ifade etmeyi başardı. Obama, "Amerika'yı tek başına
hareket etmekle suçlayanlar, artık bir kenarda oturup Amerika'nın dünyadaki
bütün sorunları çözmesini bekleyemezler" derken son derece önemli bir noktaya
temas ediyordu. Sekiz yıllık Bush dönemi boyunca izlenen tek yanlı
politikalardan sonra, Obama'nın bu sözleri herkesi rahatlattı. Ancak Afganistan
konusunda bütün dünya Amerika'dan liderlik yapmasını bekliyor. Artık Afganistan
Savaşı, Obama'nın kişisel savaşı haline geldi ve herkes Obama'nın Afganistan
konusunda izleyeceği stratejiyi açıklamasını bekliyor."
Washington Times, Başbakan Erdoğan'ın koruma görevlileriyle Başkan Obama'nın koruma görevlileri arasında New York'ta meydana gelen itiş kakıştan Türkiye'nin Amerikan tarafını suçladığını yazıyor. Haberde, olayın zamanlamasına da dikkat çekiliyor:
"Bu tatsız olay, tam da Obama
yönetiminin, dünyanın en büyük Müslüman ve demokratik ülkelerinden biri olan
Türkiye ile ilişkileri geliştirmeye çalıştığı bir dönemde yaşandı. NATO üyesi
olan Türkiye, Obama'nın daha stratejik ve daha çok yönlü dış politika
yaklaşımında önemli bir yer tutuyor. Türk-Amerikan ilişkilerini geliştirmek
için özel bir çaba harcayan Obama, ilk yurtdışı gezisinde Türkiye'ye de
gitmişti. Yönetim ayrıca İran'ın nükleer tehdidine karşı önemli bir rol
üstlenebilecek olan Türkiye'ye sekiz milyar dolarlık füze savar sistemi satmayı
da önermişti."




